(+1) 862-799-2200
info@gozellaw.com
NJ · VA · ABD Genelinde Hizmet
Hakkımızda
Uzmanlık Alanları
Uzun Süreli Tutukluluk Kefalet Reddi Zorunlu Tutukluluk Nakil Engelleme Usulsüz Duruşmalar Tekrar Gözaltı Diğer Göçmenlik Hizmetleri Lokasyonlar Süreç Kazanılan Davalar Blog İletişim

ICE bir aileye “sabıkası olduğu için kefalet yok” dediğinde, bu cümle çoğu zaman kesin bir karar gibi algılanır. Oysa kişinin ceza geçmişinin bulunması, göçmenlik tutukluluğuyla ilgili bütün soruları tek başına cevaplamaz. Asıl mesele yalnızca bir mahkumiyetin bulunup bulunmadığı değil; ICE’ın kişiyi hangi yasal dayanakla tuttuğu, sabıka kaydını nasıl sınıflandırdığı ve kefalet imkanının neden kapalı olduğudur.

ABD göçmenlik hukukunda bazı kişiler 8 U.S.C. § 1226(a) kapsamında kefalet veya şartlı tahliye değerlendirmesine tabi olabilirken, belirli kişiler § 1226(c) kapsamındaki zorunlu tutukluluk kurallarına girebilir. Bu iki durum aynı değildir. Kişi gerçekten § 1226(c) kapsamındaysa, yalnızca güçlü aile bağlarını, iş geçmişini veya rehabilitasyonunu göstermek standart bir kefalet duruşmasına erişmek için yeterli olmayabilir.

Bu nedenle “sabıkası var, o halde kefalet yok” sonucuna varmadan önce bir avukatın gözaltının hukuki dayanağını, gerçek ceza mahkemesi kayıtlarını, daha önce kefalet duruşması yapılıp yapılmadığını ve devam eden tutukluluğun ayrıca federal mahkeme denetimi gerektirip gerektirmediğini incelemesi gerekir. Bu yazıda, böyle bir dosyada öne çıkan beş temel inceleme konusunu ele alıyoruz.

ICE “Kefalet Yok” Dediğinde Bu Ne Anlama Gelir?

Ailelerin “kefalet yok” şeklinde aktardığı durumlar hukuken birbirinden farklı olabilir. ICE başlangıçta kefalet belirlememiş olabilir. Göçmenlik hakimi bir kefalet duruşması yapıp tahliye talebini reddetmiş olabilir. Ya da hakim, kişinin belirli bir tutukluluk kategorisinde olması nedeniyle kefalet konusunda karar verme yetkisine sahip olmadığını söylemiş olabilir.

Bu ayrım önemlidir. EOIR’in kefalet prosedürlerine göre göçmenlik hakimleri birçok DHS tutukluluk dosyasında custody kararını yeniden değerlendirebilir; ancak bu yetkinin önemli istisnaları vardır. Bunlardan biri, belirli durumlarda INA § 236(c), yani 8 U.S.C. § 1226(c) kapsamındaki zorunlu tutukluluktur.

DurumNe Anlama Gelebilir?Ne İncelenmeli?
ICE kefalet belirlemediDHS ilk custody kararını vermiş olabilirHangi tutukluluk yasasının uygulandığı ve yeniden değerlendirme hakkı
Kefalet duruşması yapıldı ve talep reddedildiGöçmenlik hakimi tahliye talebini değerlendirmiştirDuruşma kaydı, kararın gerekçesi ve mevcut başvuru yolları
Hakim kefalet yetkisi olmadığını söylediKişi zorunlu veya başka bir sınırlı tutukluluk kategorisinde değerlendiriliyor olabilirBu hukuki sınıflandırmanın doğru olup olmadığı
ICE “zorunlu tutukluluk” dediICE § 1226(c) veya başka bir tutukluluk hükmüne dayanıyor olabilirCeza kaydı, göçmenlik suçlamaları ve kullanılan yasal dayanak

“Kefalet reddedildi” ile “kefalet duruşması yapılamaz” aynı hukuki sorun değildir. Hangi yolun değerlendirilebileceğini anlamak için önce dosyada gerçekte hangisinin yaşandığı belirlenmelidir.

1. Sabıka Kaydı Gerçekten Zorunlu Tutukluluğu Tetikliyor mu?

Bir kişinin sabıka kaydının bulunması, tek başına zorunlu tutukluluk sonucunu doğurmaz. § 1226(c), belirli inadmissibility ve deportability kategorilerine giren kişileri kapsar. Bu nedenle analizde yalnızca “mahkumiyet var mı?” sorusuna değil; hangi suçtan mahkumiyet bulunduğuna, hangi kanun maddesinin uygulandığına, dosyanın nihai sonucuna, verilen cezaya ve DHS’in hangi göçmenlik maddesine dayandığına bakılması gerekir.

Örneğin yalnızca eski bir tutuklama kaydı, hakkında açılmış bir ceza davası veya aile tarafından hatırlanan genel suç adı, zorunlu tutukluluk analizini tamamlamaz. Ceza mahkemesinde kişinin tam olarak hangi hüküm kapsamında mahkum edildiği ve bu hükmün göçmenlik hukukunda nasıl sınıflandırıldığı önem taşıyabilir.

Bu nedenle My Habeas Lawyer’ın zorunlu tutukluluk dosyalarında ilk incelenmesi gereken konulardan biri, ICE’ın kişiyi doğru kategoriye yerleştirip yerleştirmediğidir.

BIA’nın Matter of Joseph kararında ele aldığı çerçeve de bu ayrımı gösterir. Belirli dosyalarda, DHS’in başlangıçta yaptığı mandatory detention sınıflandırması tek başına son söz olmayabilir; kişinin gerçekten ilgili zorunlu tutukluluk kategorisine dahil olup olmadığı ayrıca değerlendirilebilir.

Ancak önemli bir zamanlama uyarısı vardır. Yüksek Mahkeme, Nielsen v. Preap kararında, ICE’ın kişiyi ceza gözetiminden çıktıktan hemen sonra gözaltına almamasının tek başına § 1226(c)’yi uygulanamaz hale getirmediğine karar verdi. Bu nedenle cezaevinden çıktıktan sonra yıllarca toplum içinde yaşamış olmak dosyanın genel değerlendirmesinde önemli olabilir; fakat yalnızca bu zaman farkına dayanarak zorunlu tutukluluğun otomatik olarak sona erdiği söylenemez.

2. ICE Doğru Ceza Mahkemesi Kaydını mı Kullanıyor?

İkinci konu doğrudan belge incelemesidir: Ceza mahkemesinin gerçek kayıtlarında ne yazıyor? Aileler bazen yalnızca suçlamanın adını, davanın yaklaşık tarihini veya kişinin aldığı cezayı hatırlar. Göçmenlik tutukluluğu bakımından ise daha ayrıntılı ve resmi kayıtlar gerekebilir.

Avukatın charging document veya indictment, plea evrakları, judgment, sentencing order, certificate of disposition ve varsa daha sonra verilen amended ya da vacated court order gibi belgeleri incelemesi gerekebilir. Aynı genel suç başlığı altında yer alan farklı kanun alt bentleri bile farklı göçmenlik sonuçları doğurabilir.

Buradaki amaç yalnızca kişinin “suçlu olup olmadığını” yeniden tartışmak değildir. Asıl soru, ICE’ın kullandığı kayıt ile ceza mahkemesindeki nihai kaydın aynı şeyi gösterip göstermediği ve bu kaydın gerçekten ICE’ın ileri sürdüğü tutukluluk kategorisini destekleyip desteklemediğidir.

3. Kefalet mi Reddedildi, Yoksa Hiç Kefalet Duruşması mı Yapılmadı?

Bir dosyanın yönünü değiştirebilecek en önemli ayrımlardan biri budur. Göçmenlik hakimi kefalet duruşması yapmış, delilleri incelemiş ve kişinin serbest bırakılmamasına karar vermiş olabilir. Başka bir dosyada ise hakim, “Bu kişi için kefalet belirleme yetkim yok” diyerek esaslı bir kefalet değerlendirmesine hiç geçmemiş olabilir.

İlk durumda kefalet kararının gerekçesi, sunulan deliller, varsa idari appeal seçenekleri ve sonradan ortaya çıkan önemli değişiklikler incelenebilir. İkinci durumda ise önce hakimin neden kefalet yetkisi bulunmadığını düşündüğü araştırılmalıdır.

Örneğin gerekçe § 1226(c) kapsamındaki zorunlu tutukluluk ise, dosyanın ilk sorusu bu sınıflandırmanın doğru olup olmadığı olabilir. Bunun yanında, kişinin anlamlı bir custody review imkanına erişememesi ayrı bir federal hukuk sorununu da gündeme getirebilir. My Habeas Lawyer’ın mevcut Türkçe kefalet reddi sayfası, göçmenlik mahkemesindeki kefalet süreci ile federal habeas corpus incelemesinin neden birbirinden farklı olduğunu açıklamaktadır.

Yakınınıza sabıka kaydı nedeniyle kefalet verilemeyeceği mi söylendi?

“Kefalet yok” cevabını nihai kabul etmeden önce tutukluluğun yasal dayanağı, ceza mahkemesi kaydı, göçmenlik suçlamaları, kefalet geçmişi ve tutukluluk süresi birlikte incelenmelidir.

4. Kişi Ne Kadar Süredir Anlamlı Bir İnceleme Olmadan Tutuklu?

Sabıka kaydı tutukluluğun başlangıcında önemli olsa bile, tutukluluğun süresi ve süreç boyunca kişiye hangi inceleme imkanlarının verildiği ayrı bir değerlendirme gerektirebilir. Avukatın ICE’ın kişiyi hangi tarihte gözaltına aldığını, bugüne kadar hangi custody veya kefalet incelemelerinin yapıldığını, removal proceedings sürecinin ne aşamada olduğunu ve önemli gecikmelerin nedenini ortaya koyması gerekir.

Burada özellikle bir yanlış anlaşılmadan kaçınmak gerekir: § 1226(c) kapsamında tutulan herkes için “altı ay dolunca otomatik olarak kefalet duruşması hakkı doğar” şeklinde ülke çapında geçerli bir kural yoktur. Yüksek Mahkeme, Jennings v. Rodriguez kararında ilgili göçmenlik tutukluluk hükümlerine periyodik altı aylık kefalet duruşması şartı ekleyen statutory yorumu kabul etmedi.

Bu, uzun süreli tutukluluğun hiçbir zaman federal mahkemede sorgulanamayacağı anlamına gelmez. Ancak anayasal prolonged detention iddiaları dosyanın koşullarına ve kişinin tutulduğu federal circuit veya district içindeki bağlayıcı içtihada göre değerlendirilmelidir. Bu nedenle yalnızca ay sayısına değil; tutukluluğun toplam süresine, kişinin aldığı hukuki incelemelere ve sürecin neden uzadığına bakılır.

Bu konuda daha geniş bilgi için My Habeas Lawyer’ın Türkçe uzun süreli tutukluluk sayfası da incelenebilir.

5. Federal Habeas Corpus Davasında Mahkemeden Ne İstenebilir?

Federal habeas corpus davası, göçmenlik mahkemesinde yapılan ikinci bir kefalet başvurusu değildir. 28 U.S.C. § 2241 kapsamında açılan bir habeas corpus davası, federal bölge mahkemesinden mevcut tutukluluğun Anayasa’ya veya federal hukuka aykırı olup olmadığını incelemesini isteyebilir.

Dosyanın hukuki teorisine, bulunduğu yargı bölgesine, mevcut içtihada ve somut olaylara göre talep edilen çözüm farklı olabilir. Bazı dosyalarda anlamlı ve bireyselleştirilmiş bir custody hearing istenebilir; bazı dosyalarda hukuka aykırı bir tutukluluk rejimine son verilmesi veya tahliye gündeme gelebilir. Ancak bu sonuçların hiçbiri otomatik değildir.

Habeas corpus’un sınırlarını da doğru anlamak gerekir. Federal detention habeas davası, kişinin eski ceza mahkumiyetini ortadan kaldırmaz. Removal proceedings’i otomatik olarak sona erdirmez. Her sabıka kaydı bulunan kişinin serbest bırakılmasını garanti etmez.

Federal mahkemenin önündeki soru daha dar olabilir: Hükümet bu kişiyi, bu yasal dayanak altında, bu prosedürle tutmaya devam edebilir mi? Bu nedenle güçlü bir habeas değerlendirmesi, genel varsayımlardan değil doğru custody ve ceza mahkemesi kayıtlarından başlamalıdır.

Federal habeas corpus sürecinin temel mantığını daha ayrıntılı öğrenmek için sitedeki mevcut Türkçe Habeas Corpus Nedir ve ICE Tutukluluğundaki Kişilere Nasıl Yardımcı Olur? rehberi incelenebilir.

ICE sabıka kaydı nedeniyle kefalet olmadığını söylediğinde avukatın incelemesi gereken beş hukuki konu
Kefaletsiz tutukluluk dosyası sırayla incelenmelidir: tutukluluğun yasal dayanağı, ceza kaydı, kefalet geçmişi, tutukluluk zaman çizelgesi ve federal mahkeme incelemesi.

Aile Hangi Belgeleri Toplamalı?

Ailenin hukuki sorunu kendi başına çözmesi gerekmez. Ancak ilk görüşmeden önce temel kayıtları düzenlemek, dosyanın çok daha hızlı ve doğru değerlendirilmesini sağlayabilir.

Özellikle ceza mahkemesindeki nihai disposition ile tutukluluk zaman çizelgesinin birlikte görülmesi önemlidir. Avukat, ceza dosyasında gerçekte ne olduğunu, DHS’in bu kaydı göçmenlik hukuku bakımından nasıl yorumladığını ve kişinin bugüne kadar hangi custody review sürecinden geçtiğini aynı dosya üzerinden değerlendirebilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Her ceza mahkumiyeti göçmenlik kefaletini otomatik olarak engeller mi?

Hayır. Sonuç, hangi tutukluluk hükmünün uygulandığına, mahkumiyetin tam olarak hangi suça ilişkin olduğuna, ceza mahkemesindeki disposition’a ve DHS’in hangi inadmissibility veya deportability maddesine dayandığına göre değişebilir.

ICE zorunlu tutukluluk konusunda yanlış karar verebilir mi?

Bir sınıflandırmanın doğru olup olmadığı ceza ve göçmenlik kayıtlarının hukuki analizini gerektirebilir. Belirli dosyalarda kişinin gerçekten zorunlu tutukluluk kategorisine dahil olup olmadığı ayrıca tartışılabilir. Bu nedenle yalnızca ICE tarafından kullanılan “mandatory detention” etiketine bakılarak sonuca varılmamalıdır.

Göçmenlik hakimi kefalet yetkisi olmadığını söylerse ne yapılabilir?

Önce hakimin neden yetkisi bulunmadığını düşündüğü belirlenmelidir. Gerekçe zorunlu tutukluluk ise bu sınıflandırmanın doğru olup olmadığı incelenebilir. Ayrıca dosyanın koşullarına göre devam eden tutukluluğun ayrı bir federal hukuk sorunu doğurup doğurmadığı değerlendirilebilir.

Yıllar önceki bir mahkumiyet yine de zorunlu tutukluluğa yol açabilir mi?

Evet, mümkün olabilir. Nielsen v. Preap kararına göre ICE’ın kişiyi ceza gözetiminden çıktıktan hemen sonra gözaltına almaması, başka şartlar mevcutsa § 1226(c)’nin uygulanmasını tek başına engellemez. Bu nedenle mahkumiyetin niteliği ve statutory kategori ayrıca incelenmelidir.

Altı ay tutuklu kalmak otomatik olarak kefalet hakkı verir mi?

Hayır. § 1226(c) için yalnızca altı ayın dolmasına bağlı, ülke çapında otomatik bir kefalet duruşması kuralı yoktur. Uzun süreli tutuklulukla ilgili anayasal iddialar dosyanın koşullarına ve ilgili federal yargı bölgesindeki mevcut hukuka göre değerlendirilmelidir.

Sabıka kaydı olan biri habeas corpus davası açabilir mi?

Sabıka kaydının bulunması, federal habeas corpus incelemesini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Ancak uygulanabilecek hukuki teori; kişinin hangi yasa kapsamında tutulduğuna, ceza kaydına, removal proceedings aşamasına, tutukluluk süresine, daha önce hangi custody review imkanlarının sunulduğuna ve ilgili federal mahkeme içtihadına bağlıdır.

Sabıka Kaydı, Kefalet Analizinin Sonu Değil Başlangıcıdır

ICE “sabıkası olduğu için kefalet yok” dediğinde sorulması gereken tek soru “Bu kişinin mahkumiyeti var mı?” değildir. Daha doğru sorular şunlardır: Hangi mahkumiyet? Ceza mahkemesindeki nihai kayıt ne gösteriyor? Kişi hangi tutukluluk yasası kapsamında tutuluyor? Gerçek bir kefalet duruşması yapıldı mı? Zorunlu tutukluluk sınıflandırması hukuken doğru mu? Ve mevcut tutukluluğun federal mahkemede ayrıca incelenmesini gerektiren bir sorun var mı?

Bu soruların cevapları, dosyanın standart bir kefalet sürecine, mandatory detention sınıflandırmasının incelenmesine, idari bir başvuruya veya ayrı bir federal habeas corpus davasına yönelip yönelmeyeceğini belirleyebilir. Bu nedenle ilk değerlendirme, “sabıkası var” şeklindeki genel bir kabule değil, kişinin gerçek kayıtlarına dayanmalıdır.

ICE, yakınınızın sabıka kaydı nedeniyle kefalet alamayacağını mı söylüyor?

Bize A-Number, mevcut gözaltı tesisi, ICE custody belgeleri, varsa göçmenlik mahkemesinin kefalet kararı, ceza mahkemesi disposition belgeleri ve tutukluluk zaman çizelgesini gönderin. Ekibimiz kefaletin neden mümkün olmadığını ve sınıflandırma, custody süreci veya devam eden tutukluluk bakımından ayrıca hukuki inceleme gerekip gerekmediğini değerlendirebilir.

Telefon: (+1) 862-799-2200
Email: info@gozellaw.com

Kaynaklar

  1. 8 U.S.C. § 1226 — Apprehension and Detention of Aliens
  2. Executive Office for Immigration Review — Bond Proceedings
  3. Matter of Joseph, 22 I&N Dec. 799 (BIA 1999)
  4. Nielsen v. Preap, 586 U.S. 392 (2019)
  5. Jennings v. Rodriguez, 583 U.S. 281 (2018)
  6. 28 U.S.C. § 2241 — Power to Grant Writs of Habeas Corpus

Tutukluluktaki her gün, ailenizden uzakta geçen bir gündür.

Göçmenlik sistemi çözüm üretmiyorsa, federal mahkeme bir sonraki adım olabilir. İlk değerlendirme ücretsizdir.

Ücretsiz Değerlendirme Alın
Telefon WhatsApp Ücretsiz Değerlendirme Alın